ayhan altay

ANASAYFA

ÖZGEÇMİŞ

KÖŞE YAZILARIM

ARASIRA YAZDIKLARIM

YAZILARIM

ŞİİRLERİM

FOTO

GÖRSELLER

BANA YAZILANLAR

 

GÜNDEMDEN DÜŞMEK

Varlığı toplumca benimsenilmesine bağlı olan kişi ve örgütler için gündemde olmak vazgeçilmez bir olgudur. Söz konusu olan bir siyasal hareket ise bu olgu daha da önem taşır.
Gündemde kalabilmenin ön koşulu ise söyleyecek sözü ve toplum önüne çıkacak yüzü olmaktan geçer. Bunlardan birincisi daha da önemlidir. Çünkü yüzsüzlerin de toplumun gündemine geldikleri çok olmuştur. Gerçi bu gündeme geliş genellikle olumsuzluklar üzerinden olmuştur. Gündeme geleni daha da aşağılamıştır ama olmuştur.
Siyasal hareketler gündemde kalabilmek için sürekli toplumun nabzını tutmak, gündem yaratacak olguları işlemek zorundadırlar. Bunun için de basın açıklamaları, demeçler ve mitingler düzenlerler. Bazen de olay çıkarırlar. Toplumun önüne koyacakları bir projeleri yoksa, yapay gündem oluştururlar. Bu gündem genellikle” karşı olmak” üzerinden gelişir ki bu gündemde olmak için seçilen en riskli yoldur. Eğer karşı çıktıkları olgu gerçekleşirse bu büyük bir yenilgi olur. Öncelikle taraftarlar, büyük bir moral çöküntü içine girerler. Ardından bir hesap sorma süreci işler. Hesap verme durumunda olanlar gerçekçi açıklamalar yapmaz, olayın sorumluluğunu başkalarına yüklerlerse inandırıcılıkları biter. Bu da kendileriyle birlikte başında oldukları siyasal hareketin de sonunu getirir.
Yenilenler çoğu kez yanlışları yüzünden yenilirler. Bazen da. güçler dengesinin bozuk olması nedeniyle yenilgi yaşanabilir. Bu durumda bile yeni umutlar yaratmak gerekir. Çünkü siyasal hareketlerin sürekliliği söz konudur. Böyle durumlarda genellikle hareketin başında olanlar istifa ederek ayrılırlar. Başkan ve çevresinin yenilgiyi kabul edip ayrılması hareketin önünü açar. Yeni bir kadro her zaman yeni bir umut demektir. Hareket kendisine yeni projeler üretebilir ve doğru gündemi belirleyip seçenek durumuna gelebilir.
Nazım Hikmet’in “Benerci Kendini Niye Öldürdü” adlı bir destanı vardır. O destanda, Hindistan’da bağımsızlık savaşı veren bir örgüt ve onun önderi olan Benerci anlatılır. Benerci, yaptığı bazı hatalara karşın hareketi yönetir. Ne zaman ki varlığı harekete zarar vermeye başlar ve o bunu anlar, çevresindekilerin ısrarına karşın çekilir ve kendini öldürür.
Biz kimsenin fiziksel anlamda kendini öldürmesini istemeyiz, doğru bulmayız. O, destana yaraşır bir olgudur ama bazıları ya da bazı siyasal hareketler, siyasal yaşamlarının sonunu getirebilme özverisini gösterebilmelidirler. Bu gereklilik ülke için, bu ülkenin insanları için, sol için artık yaşamsal bir olgudur.
Suçu topluma bulmak, her gün korku üzerinden siyaset yapmanın yanlışlığını örtmez. Siyasetin temel kuralı “Umut satmak” tır. Olumsuzluk insan doğasına her zaman itici gelmiştir. Doğru olan olumluluk üzerinden siyaset yapmaktır. Karşıtlığın bir olduğu yerde olumlu öneri bin olmak zorundadır.

Benim yazılarımı okuyanlar taraf olduğumu bilirler. Ben bu ülkenin sol tarafından yönetilmesinin gerekli olduğuna inanırım. Benim düşünceme göre ancak solun güçlü olduğu yerlerde barış, demokrasi ve insanların mutlu olabileceği bir gelire sahip olmaları sağlanabilir.
Ben asla tarafsız olmam. Bana göre tarafsızlık, gizlice güçlüden yana olmak anlamına gelir. Ben, güçsüzden, ezilenden, sömürülenden yana tarafımdır.  

Solun gündemden düşmesinin değil, gündemi belirlediği bir dünya dileğimle.