ayhan altay

ANASAYFA

ÖZGEÇMİŞ

KÖŞE YAZILARIM

ARASIRA YAZDIKLARIM

YAZILARIM

ŞİİRLERİM

FOTO

GÖRSELLER

BANA YAZILANLAR

 

DOSTA MEKTUP-4

Sevgili Dostum;
Ne zaman bunalsam, içimi sana dökerim. Bugünlerde de kafam biraz karışık. Yine seninle dertleşme gereksinimi duydum.
Hrant Dink davasının duruşması vardı bugün. Arkadaşları Beşiktaş’taydı. Dışarıdaki açıklama ve sloganları yaşadım. İçeridekileri de daha sonra öğrendim. Sanıklar yumruklamış birbirlerini.
Acıyorum bu çocuklara. Suç onlarda değil. Suç Raşel’in dediği gibi “bir bebekten bir katil yaratan” da. Yani, Milli Eğitimi insanlık değerlerini savunmak yerine, ölmeyi ve öldürmeyi yücelten anlayışla düzenleyenlerin; yani, toplumdaki sosyal yaşam düzeyini bilerek ve isteyerek bozan kapitalizmi egemen kılanların; yani, her gün televizyonlarda toplumun yüzde doksanın hiç ulaşamayacağı yaşamları sergileyerek, bebeklerin katil olabileceklerinin yaratımını yapan görgüsüzlüğün…
Dostum,
Önceki gün Kadıköy’de bir toplantıya katıldım. Otuz beş kadarı yaşları elli beş’in üzerinde olan yaklaşık elli kişi vardı. Konu neydi biliyor musun? TÖB-DER. Tüm toplantı boyunca yaşamımın 1973-1980 arası yılları geçti gözümün önünden. Konuşmaları pek anlayamadım. Çünkü o sırada ben; senle ve dönem arkadaşlarımlaydım. Anılarımızlaydım. Güzele yatan düşlerimiz için yaptığımız kavgalarımızla, sevdalarımızlaydım. Yitirdiğimiz arkadaşlarımızlaydım.
Dönüp de bugüne bakmaya utandım.
“Umutlarını tüketme” diyorsun. Umutlarımızı diriltecekler tüketiyor umutlarımı. Baksana ülkenin soluna. Uzun boylu cücelerin iktidarını yıkmaya harcayacakları enerjilerini birbirlerini yok etmeye harcamıyorlar mı? Bir sürü parçacıklardan oluşmuşlarken, her gün yeni parçacıklar üretmeye çalışmıyorlar mı? En aklı başında olanı olarak görülen ÖDP bile; neden tek seçim kazandığı Hopa’da, seçimi yeniden kazanma olasılı olan Topaloğlu’yla değil de, kazanma olasılığı olmayan adayla seçime girmeyi kararlaştırıyor. Tüm bunlardan sonra da,  bu hafta sonu büyük olasılık yeni bir parçalanma oluşturacak bir kongreye gidiyor.
“Birlikte başarabiliriz”i yalnızca söz olarak algılamadığımıza kendimiz bile tam olarak inanmazken, kitleleri nasıl inandırırız.
Dostum,
Yalnızca Çiğli Organizede on beş bin kişinin işten çıkarıldığını okudum bir yerde. İçim kanadı. Bilirsin yaşamımın büyük bir bölümü Çiğlide geçti. Acaba aralarında kaç tanıdığım, merhaba değdim var? Çiğlide kalan arkadaşlara sormaya korkuyorum.
Televizyon ekranlarından akan haberlerde sıra gelmiyor bu tür haberlere. Oysa işsizlik açlık ve yokluk demek değil midir?
Dostum,
Yeniden sevmek için, düşlerimi yeniden güzele yatırmak için, “güzel günler göreceğiz çocuklar” diyen Nazım hikmet Usta’ya inanmak için yaşımız geçti, geçiyor. Yine de sol göğsümün altında tıpırdayıp durmakta bir cevahir.
Dünden yarına selamlar olsun.
Sevgiyle kal.