ayhan altay

ANASAYFA

ÖZGEÇMİŞ

KÖŞE YAZILARIM

ARASIRA YAZDIKLARIM

YAZILARIM

ŞİİRLERİM

FOTO

GÖRSELLER

BANA YAZILANLAR

 
               

           

          ZİTO İ EPANASTASİS

          Seçtiğim başlığın Türkçe karşılığı “Yaşasın İsyan”. Sizlere bugün anlatacağım olayın özü bu ama önce seçtiğim başlığın bir kitap adı olduğunu yazmalıyım. Şair Tuğrul Keskin’in kitabı. Gelelim bu çok az bilinen ve benin de ilk kez Tuğrul Keskin’den dinlediğim “isyan” olayına.

          Birinci paylaşım savaşı bitmiş, Yunanistan Anadolu’nun batı kıyılarını topraklarına katmak için özellikle İngilizlerce desteklenen bir eylem başlatmak üzeredir. Yunanistan Komünist Partisi (KKE) bu işgal eylemine şiddetle karşı çıkar. Bunun “emperyalist bir amaçla planlandığını, özellikle Ege’nin doğu kıyılarında birlikte yaşayan halkları birbirine kırdıracağını” söyler.

          Zafer sarhoşluğu içindeki aymaz yönetimler ve milliyetçi Rumlar boğmaya çalışırlar bu sesi. Yetmez Küçük Asya’nın işgaline karşı çıkan 117 komünist önderi Atina’da vatan hainliği suçlamasıyla kurşuna dizerler.

          Bununla da bitmez tabi. Binlercesi tutuklanır, işkencelerden geçirilir, hapislere doldurulur.

          Bundan daha da önemlisi İzmir’in bugünkü adı Balçova olan Balçıklıova’da geçer. 200 Komünist yunan askeri işgale karşı bir manifesto yayınlarlar. Bu manifestodan bir bölüm:

          “Anadolu’nun işgali emperyal bir oyundur ve Britanya yeni sınırlar çiziyor mazlumların kanıyla ve biz, mazlum Anadolu halkını öldüremeyiz, onlar kardeşlerimizdir.”

          Sonuçta İşgal Kuvvetleri Komutanın emriyle yargılanan bu 200 yiğit Yunan Komünisti 1 Ocak 1921 sabahı kurşuna dizilir.

          Tuğrul Keskin, kitabının başında yukarıdaki yazdığım olayı anlatmaya başlamadan önce şöyle bir giriş yapmış:

          Hep inandım, bunca kan akarken yeryüzünden, birileri bu kanı durdurabilir, hiç değilse bu uğurda ölümü göze alır ve ölür. İlk gençliğimizin ateşli ihtilal günlerinde, geniş bulvarlar boyunca “hürlüğün şarkısını söylerken” bunu öğrenmiştik yurdumuzda.
          Başkaları için ölmek, ne büyük bahtiyarlıktı.
          Barış ve kardeşlik, nasıl büyülü sözcüklerdi.

*          *          *

          63 yaşındayım. Yirmisinden buyana solcuyum, komünistim. Ben bildim bileli –benden öncesinde de aynıydı- bu ülkede solcular vatan haini olarak görülür. Nasıl ki Anadolu’nun işgalini bir emperyalist oyun gören Yunanlılar “vatan haini” görülmüşse öyle.

          Günümüze dönelim. İktidar kendinden olmayanların tümünü “vatan haini” görüyor. Yetmiyor, milliyetçilik –adına ulusalcılık denenle aynıdır- afyonuyla uyuşturulmuş beyinler -ki büyük bir çoğunlukturlar- yine bizleri “vatan haini” görüyor.

          Özellikle Kürt demokrasi hareketine sahip çıkmayı -Yunan Komünistlerinin mazlumdan yana olması gibi- bir insanlık görevi sayanlar hain ilan ediliyor.

          Kobani’de yalnız Kürtler için değil; Ezidiler, Süryaniler, aleviler ve diğer bölge halkları için savaşıp, ölüme gönüllü giden ve orada ölen Suphi Nejat Ağırnaslı’nın ve diğer Türkiyeli Komünistlerin ağırlığını duyabilir misiniz?

          *          *          *

          Sözü Tuğrul Keskin’in “ZİTO İ EPANASTASİS” adlı kitabından bir şiirle bağlamak istiyorum.
          SELAM
          Ölümlerin tanığı yoldaşlarım
          Öveceğim sizleri her zaman
          Şiirlerimin başında ve sonunda
          Öveceğim sizleri gururlu bir başla
          Göğü inciten şarkılarınız çünkü
          İncitmektedir kalplerimiz hâlâ

.