RUHTAN YAZICI DERKEN!..

      Onu, ilk kez Çiğli Belediyesi’nde sanatsal işlere ısrarla burnunu sokan bir Fen İşleri Müdürü olarak tanıdım. Tarafımdan masayı devirdiğim bir toplantıdan sonra bağımız kopar gibi olduysa da ressam ve heykeltıraş Cahit Koççoban’ın Egekent’teki işliğinde kırmızı şaraplar ve kitaplar eşliğinde tekrar bir araya geldik, bir daha hiç ayrılmadık! Velev ki kırk yıllık dostum desem yeridir.

      En başta kurtlarını kitapla döken bir kitap delisidir o. Öğretmen babasından kalan en belirgin özelliğidir bu! Bilgisiyle görgüsüyle ayaklı kütüphanedir. Belleğindeki raflardan çekip alarak söyler sözünü. Biraz okur üstüdür, serüven ustasıdır. Sahafların püsküllü belasıdır. Son kuruşunu kitaba yatırır. Ağrıdan sızıdan kıvransa da eve ekmekle tuz götürmek yerine çuvallar dolusu kitaplar taşımayı yeğler. Bin bir emekle biriktirdiği kitaplarının büyük bir bölümünü Adana Nazım Hikmet Kültür Merkezi’nin kütüphanesine bağışlayarak, kısmen muradına ermiş sayılır.

      Ha, bir de şiir delisidir! Bu da şair babadan kalma bir özelliği olsa gerek. Okuduğum şiiri elimden alacak kadar tetiktedir her zaman.

      Müziğe (özellikle caz), sinemaya, görsel ve plastik sanatlara tutkundur. Dahası iyi bir arşivcidir bu alanlarda. Yerine göre gizemcidir. Dumansız Buluşmalar’da torbadan ne çıkaracağı belli olmaz!

      Devrimci ruhuna, çalışkanlığına diyecek yoktur. Durup dururken tahrik eder insanı. Her yere yetişmek gibi güzel bir huyu vardır. Hoş, yetişmese de son dakikaya kadar beklenir! Verilen sözlere borçlu bırakır karşısındakini. Tartışmaya bayılır. Hele Selçuk Oğuz’la yan yana geldiklerinde tartışmalarına doyum olmaz. (Sahi, deve güreşleri konusunda bir kapıştırmalı onları) Öfkesi de edeplidir. Adana doğumlu olmasına karşın herhangi bir dayılık emaresi göstermez.

      Yerine göre iyi bir eştir, ağabeydir, amcadır, dededir. İçindeki çocuğu üç vardiya sevebilirsiniz. Özetle her aile albümünde rahatlıkla yerini alır. Belki bu yüzden Halim Yazıcı’yla yakınlığını soranlara, ‘amcası’ deyip yutturmuşumdur. Yakıştığı kadar yakışmıştır hani! Anımsarsanız, Halim’in içeride olduğu günlerde düzenlediğimiz kahvaltılı bir etkinlikte gözyaşlarına engel olamamıştı!

      Her ne kadar Dumansızlar meclisinde sürprizli bir tövbeyle bıraktığını söylese de ‘Ruhtan Abi ile sigara’ yerleşik bir imaj oluştururlar. İçini çeke çeke içtiği sigaraların dumanını şimendifer gibi savurup durmuştur hep. İnanır mısınız; zehrine bu kadar iyi davranan çok az insan gördüm. Umarım sağaltım sonucu –tövbeyi bozmak gibi- kötü bir sürprizle karşılaşmayız!
Toplamında iyi bir insandır. Ancak elle tutulur bir iyiliği vardır. Brecht’in dediği gibi “Öyle bir yere götürün ki dünyayı / İyilik beklenmesin” hedefiyle çakışır.

      Kuşkusuz sütten çıkmış ak kaşık değildir. Aşımıza ekmeğimize göz koyanlara karşı elinden gelen kötülüğü yapar.
Sözün özü, Ruhtan Abi, dostluğun, insanlığın tam merkezinde gezinir. Bendeniz Ruhtan Abi gibileri ‘güzel insan çekirdeği’ olarak adlandırırım. Aynen öyledir. Değeri bilinesi, ışığı görülesi, aynası bakılasıdır.
Ona, hem iyi ki varsın, hem de iyi ki çağdaşımsın, demek istiyorum!

      Ruhtan Yazıcı madde başlığından kısacık bir bölüm sundum size!..
Ahmet GÜNBAŞ 
22.02.2016

URL Counter
Paylas